Doğal Bal Donar mı?
Kayseri’nin o keskin soğuklarını hatırlıyorum. Kasım ayıydı, akşamları hava donmaya başlamıştı, ama o gün başka bir şey oldu. Bütün kasaba, evlerindeki eski geleneklere göre kış hazırlıkları yapıyordu. Herkesin arka bahçesinde pekmez kaynattığı, kışlık reçel yaptığı, ev yapımı yoğurtlar yerini almadan önce, o meşhur Kayseri balından bir kavanoz daha alıyordum.
Beni bilenler bilir, ne kadar güçlü duygularım olsa da, bazen basit şeylerle çok rahat üzülürüm. Bir kahve içerken bile, bazen gözlerim dalar ve zihnimde bir şeyler hüsrana uğrar. Hayatımda pek çok şey değişti, ama bu bal, o eski zamanları, çocukluğumun sıcak, rahat evlerini, annemin ellerindeki sabırla hazırladığı yemekleri, kayınvalidemin sabahları hazırladığı kayısı reçelini hatırlatıyordu. Ama o gün, her şeyin değişeceğini, eski zamanların bir parçasını kaybedeceğimi fark ettim.
Yavaşça Donan Bir Kavanoz
O gün kahvaltı hazırlığımı yaparken mutfakta bir kavanoz balım vardı. Annemin aldığı, %100 doğal bal. Doğal bal deyince, kafamda canlanan ilk şey, annemin “doğal” dediği o tatlı bal. Hani o çiçeklerin içinde gezinen arıların sabırla topladığı, emek harcadığı bal. Koyu altın rengi ve yoğun, yumuşak dokusu… Bu bal, bana hem tatlılık hem de kalıcı bir güven verir.
Bir yudum balı ekmeğe sürüp ağzıma attığımda, henüz çok yeni olduğunu hissederdim. Tam da orada, mutfakta duran o kavanozda, her şeyin bitmekte olduğunu anlamaya başladım. Bal, yavaşça donuyordu. İlk başta bunu fark etmedim. Üstüne biraz daha döktüm, ama her geçen dakika bir miktar katılaşan balın, sıcak yazların hayalini de dondurduğunu fark ettim.
Donmaya başlamıştı, birdenbire değil, yavaşça… O an, bir şeyin bana doğru yaklaşmakta olduğunu hissettim. Zamanın ne kadar hızlı aktığını, bazen sabahları o kadar taze hissettiğimiz umutların, aniden nasıl kaybolduğunu düşündüm. 25 yaşında, hala büyüdüğümü, bir şeyler öğrendiğimi sanıyordum ama aslında ne kadar da zamanın tuzağına düştüğümü fark ettim.
Bir Kavanoz Bal ve Hayal Kırıklığı
Bana “bal donar mı?” diye sorsaydınız, belki de hiç düşündüğüm bir şey değildi. O bal, tıpkı hayat gibi bir anda bir şeyin içine hapsolabiliyor, istediğiniz kadar sıcak tutmaya çalışsanız da bazen bir şeylerin öylece değişmesi gerekir.
Biraz daha karıştırdım, sanki bal eski halini alacak gibi… Ama her şeyden önce, sanki bu balın donması, yıllardır büyümek için harcadığım zamanı bir anda bana gözlerimin önüne serdi. Ne kadar zorlanırsam zorlayayım, bu bal eski haline dönmüyordu. Hangi sevgiyi, hangi anıyı tekrar canlandırabilirdim? Bu kadar karışık duyguyu anlatacak bir kelime bulamıyorum. Ama o anın bende bıraktığı izleri hatırlıyorum: hayal kırıklığı, korku, ama aynı zamanda bir umut…
Annem, bana hep “Hayatını sadece çok sevdiğin bir şeye adamalısın, sonra her şeyin bir anlamı olur,” demişti. O an, yıllardır korktuğum o anın yaklaşmakta olduğunu fark ettim. Hayatımda sevdiğim şeyler, birer birer donmaya başlamıştı. Çocukken her şey çok basitti. O zamanlar hep beklerdim, her şeyin çözülmesini… Ama o eski zamanların geri gelmeyeceğini anlamak, kalbimi biraz daha kırdı.
Bal ve Zamanın Akışı
Bazen insan, bir şeyin donmasını sadece geçici olarak düşünür. “Hemen çözülür” dersin, ama aslında her şeyin bir değişim dönemi vardır. O gün mutfakta yaşadıklarım, bana hayatta sabırlı olmam gerektiğini hatırlattı. Zaman her şeyi dönüştürür, ne kadar uğraşırsak uğraşalım…
O balın donmaya başlaması, benim için zamanın ne kadar geçici olduğunu bir kez daha hatırlattı. Hangi yaşta olursak olalım, her anın farkında olmalıyız. Her şeyin geçici olduğunu, her şeyin bir sonu olduğunu bilmek zor. Ama bir yandan da, her şeyin bir anlamı olduğunu hissediyorum. Donan balın içinde, sadece kaybolmuş anıları değil, kaybolan fırsatları da hissettim. Ama yine de umut…
Şimdi Ne Olacak?
O gün, balın donduğunu fark ettiğimde, her şeyin değiştiğini kabul ettim. Belki de bu, büyüdüğümün bir göstergesiydi. İnsan ne kadar kalmak istese de, hayat onu sürekli bir yere götürür. Hangi bal, hangi anı ne kadar hatırlatabilir ki? Ama sonra, hayatın bana sunduğu her değişimle büyümenin önemli olduğunu kabul ettim.
Ve bal hala donmuştu, bir gün çözülecek belki de. Ama şu an için, zamanın ve hayatın ne kadar kıymetli olduğunu hatırlatıyor bana… Ne kadar üzülsem de, bu değişimden kaçmak mümkün değildi. Yine de umut, içimde bir yerlerde, donmuş balın altındaki tatlılık gibi, gizli kalmaya devam ediyor.