Fortuna Ne Tanrısı?
Bir sabah, Kayseri’nin serin, rüzgarlı sokaklarında yürürken düşündüm. Ne kadar hızlı geçiyor zaman. Bir zamanlar, 15 yaşımdayken, hayatımda hiçbir şey kesin değildi. O zamanlar dağları bile aşabileceğimi düşünürdüm. Ama şimdi, her şeyin bir biçimde belirsizliğe kaydığını hissediyorum. Kayseri’nin taşlı sokaklarında yürürken, bir yandan geçmişi hatırlıyor, bir yandan da bu kasvetli günde kendi içimdeki karanlıkla yüzleşiyordum.
Sonra, birden aklıma geldi: Fortuna.
Evet, o tanrıça. Fortuna kimdir? Hani, hayatın şansını, talihini yöneten, bazen gülümseyen bazen de omuzlarına kara bulutlar konduran tanrıça. Bazen hayatımda her şeyin yolunda gitmesi, bazen de ne kadar mücadele edersem edeyim, her şeyin ters gitmesi bana onu hatırlatıyor. İşte tam bu yüzden, o an, kaybolan umutlarım ve gerçekleşmeyen hayallerimle, Fortuna’yı düşündüm.
Şansın Acımasız Yüzü
Birkaç yıl önce, bir iş görüşmesine gitmiştim. O gün, Kayseri’nin en soğuk sabahlarından biriydi. Kendimi o kadar heyecanlı hissediyordum ki, neredeyse kalbim kafesinden çıkacak gibi atıyordu. O kadar çok şey bekliyordum ki bu görüşmeden. Çünkü, ne kadar zorlandığımı biliyordum. Üniversiteden sonra iş bulmak, hayatımı kurmak için büyük bir adımdı. Ama her şey tek bir görüşmeye bağlıydı ve Fortuna’nın parmağına bağlıydı.
Görüşmeye gittiğimde, her şey yolundaydı. Ama o an, Fortuna’nın bana gülümsediğini hissettim. İçeri girdiğimde, her şey çok profesyoneldi. İnsanlar gülümsüyordu, ortam sıcaktı, her şey düzenliydi. O anda, “Bu iş benim!” dedim içimden. Benim şansım yaver gidecekti. Ne de olsa, yıllarca o kadar çaba harcamıştım. Şansa ihtiyacım vardı.
Ama sonra, görüşme sırasında her şey değişti. Onlarca sorudan sonra, bir soru sordular bana: “Neden bu iş için en uygun kişi sen olacaksın?” O soruya düzgün bir cevap veremedim. Birkaç kelimeyle geçiştirmeye çalıştım ama işte orada şansım bitti. O an, şansımın artık bana sırtını döndüğünü hissettim. İş görüşmesinin bitiminde, içimde bir boşluk vardı. İçimi bir hüzün sardı. O kadar çalışmış, o kadar istemiştim ki, ama bir hata yapmıştım. O hata, bir kelimeydi. Bir cümleydi. Ve Fortuna, bana gülümsemek yerine, arkasını dönüp uzaklaşmıştı.
Fortuna’nın Beni Unutması
Kayseri’deki o buluşmadan sonra günlerce içimdeki boşluğu hissederek yürüdüm. Şans, sanki beni terk etmişti. Her şeyin kötü gitmesi, üst üste gelen talihsizlikler. Bazen insan öyle bir noktaya gelir ki, bütün bu karmaşa içinde kaybolur. Şanssızlıklar birikir, insan düşünmeye başlar: “Benim talihim neden hiç dönmüyor? Fortuna beni neden unuttu?”
Bununla birlikte, biraz da olsa bir umudu saklıyordum içimde. Hayat, belki de bana şanssızlık vermekle öğretmeye çalışıyordu. Belki de şans, her zaman gülümsemeyen bir şeydi. Onu anlayabilmek için, şansı kaybetmek gerekirdi. Ve Fortuna’nın, işte tam da bu yüzden, beni sınadığına inanıyordum.
Hayatın Çarkı
Birkaç ay sonra, işler yine değişti. O hayal kırıklığının arkasında bir ışık doğdu. O günlerde yeni bir projede yer almak için fırsat doğdu. İlk başta, şüphelerim vardı. “Yine bir şey olmayacak, yine hayal kırıklığına uğrayacağım,” diye düşünüyordum. Ama, içimde bir ses vardı. Beni çağıran bir ses. O kadar uzun zamandır kaybolan şansımı tekrar aramaya başlamıştım. Belki de şansı bulmam için, bir kez daha kaybolmam gerekiyordu.
Bundan sonra yaşadıklarım, her şeyin bir döngü içinde olduğunu bana gösterdi. Her şeyin, her şeyin bir dengeye ulaşması gerektiğini fark ettim. Fortuna’nın varlığı, hayatın çarkı gibiydi. Bir an yükseliyor, sonra aniden düşebiliyorduk. Ama her düşüşün, her kaybın, her hayal kırıklığının bir öğrenme süreci olduğunu kabullenmeye başladım. Şansın bazen insana ağır bedeller ödeteceğini, ama sonunda da sana bir şeyler öğrettiğini kabul ettim.
İşte o an, Fortuna’nın gerçek gücünü fark ettim: Şansın ve talihin, insanı gerçek anlamda büyütebilmesi için önce onu zorlayarak şekillendirmesi gerekir.
Şansın Gerçek Anlamı
Sonunda, her şey değişti. Zamanla, şansımı ve fırsatlarımı daha doğru değerlendirmeyi öğrendim. O kadar fazla kaybettim ki, en büyük kazancım da kaybettiklerim oldu. Her kayıptan sonra biraz daha güçlenmeye başladım. O kadar fazla şey öğrendim ki, şansın sadece bir kavram olmadığını fark ettim. Şans, bazen bir şeyleri kaybetmek ve sonra tekrar geri bulmakla ilgilidir. Şans, bazen kaybolmakla, bazen de bulmakla ilgilidir.
Fortuna, artık benim için yalnızca şansı simgelemiyor. O, kayıplarımın, kazançlarımın ve her bir anın bir parçası oldu. Şansı kaybettim, ama sonunda hayatımda gerçek bir anlam buldum.
Şimdi, Kayseri’deki o taşlı sokaklarda yürürken, bir şey fark ettim. Her şeyin sonunda, hayatın şansı, en derin içsel gücümüzü keşfetmekle ilgiliymiş. Fortuna, bana bunu öğretti.