Perver Olmak Ne Demek? Bir Aşkın ve Bir Hayal Kırıklığının Hikâyesi
Kayseri’nin soğuk kış akşamlarında, bazen bir çayı yudumlarken, bazen de gece geç saatlere kadar yazarken bir kelime takılır dilime: perver. O kadar tanıdık, ama bir o kadar da yabancı. Anlamını tam çözemedim, ama içimde bir yerlerde bir şeyler kıpırdıyor. Ne demek perver olmak? Birini sevmek, birine değer vermek, yoksa daha derin bir anlamı mı var? Bugün, bu sorunun cevabını ararken, biraz da kendi içimdeki duygusal yolculuğa çıkacağım.
Bir Yaz Akşamı, Gözlerindeki O Parıltı
Bunları yazmaya başlamadan önce, aklıma bir yaz akşamı geliyor. O yaz, Kayseri’nin sıcak ama aynı zamanda insanı rahatlatan akşamlarının birinde, hep birlikte sahilde oturuyorduk. Yanımda Berna vardı, gözlerinde denizin yansıması kadar güzel bir parıltı vardı. O an, sanki tüm dünya sadece ikimiz için dönüyordu. Yavaşça sohbet etmeye başladık, başımızda birer şapka, elimizde birer soğuk içecek, denizin sesini duyuyorduk. Berna’nın bana gülümsediği o an, bana bir şey söylemişti: “Perver olmak demek, birine tamamen teslim olmak demek.” O kadar basit ama o kadar derin bir cümleydi ki, o an bir şeyler içimde yerinden kımıldadı. Tam ne olduğunu anlamadan, ne hissettiğimi bilmeden, sadece o kelimenin büyüsüne kapıldım.
Berna’nın yüzüne bakarak, perver olmak ne demek diye düşündüm. Birini sevmek, ona tamamen güvenmek ve her şeyini ona açmak mıydı? O yaz akşamı, Berna’nın gözlerindeki parıltı bana perver olmak kelimesinin ne anlama geldiğini tam olarak anlatmış gibiydi. Ama sonra, birkaç hafta sonra, o parıltı kaybolduğunda, o kelimenin anlamını tekrar sorgulamaya başladım.
Bir Aşkın Sonra: Perver Olmak ve Hayal Kırıklığı
Birkaç hafta sonra, her şey tersine dönmeye başladı. Berna, bana karşı olan ilgisini kaybettiğini söyledi. Kafamda bir çınlama başladı: Perver olmak ne demek? Berna’yı sevmişken, ona kendimi tamamen açmışken, ona güvenmişken, perver olmak ne anlama geliyordu şimdi? Bunu anlamak, aslında hayatımda öğrendiğim en zor şeylerden biriydi.
Hayal kırıklığına uğramıştım. Duygularım yavaşça sızarak kayboldu, her şey anlamsızlaşmaya başladı. Perver olmak, sadece birine teslim olmak, ona tüm kalbini vermek demekse, ben neden o kalp kırıldı? Sevgiyi her şeyden önce tutup kalbinde barındıran bir insan olarak, onun kaybolması içimde derin bir boşluk bıraktı. Birini sevmenin, ona güvenmenin, kalbini ona açmanın bu kadar ağır bir bedeli olması gerekebilir miydi?
Birçok gün, her zaman olduğu gibi evimin penceresinden dışarıyı izlerken, o soruyla baş başa kaldım. Perver olmak ne demek? Çoğu insan bunu hayatlarında bir defa ya da birkaç defa hisseder. Sevginin içindeki o teslimiyetin acısı, zamanla kalbimde yerini başka bir şeye bırakmaya başlamıştı. Zamanla kaybolan şeylerin, başta sahip olduğum en değerli şeyler olduğunu fark ettim. Perver olmak demek, aslında ne kadar derin bir duygusal deneyim olduğunu anlayabilmekti.
Kalp Kırılmasından Sonra: Yeniden Başlamak
O yazın sonunda, kaybolan her şeyin ardında, yeniden başlamak için bir fırsat aradım. Her şeyin bir zamanı olduğuna inanırım. O zamanlar, Kayseri’de bir kafe açmıştım ve yalnız başıma bir yerlerde oturup bazen yazı yazardım. Bir sabah, çayın sıcak buharı gözlerimi kör ederken, düşündüm: Perver olmak, her zaman kalbinin kırılmasına razı olmak demek mi?
Berna’yla yaşadığım o anı düşündükçe, aslında o kadar da basit olmadığını fark ettim. İnsan birine teslim olurken, bunu karşılıklı bir güven içinde yapmalıydı. Birinin sevgisini almak, bazen ona karşılık vermekten çok daha fazla şey ifade ederdi. Kendi içimde, perver olmak kavramını yeniden şekillendirirken, insanın kendi duygusal sınırlarını keşfetmesi gerektiğini de fark ettim.
Kalp kırıklıkları, aslında bir kişinin kendini en çok bulduğu yerlerdi. O an yaşadığım hayal kırıklığı, bana bir şey öğretmişti: Aşkın ve sevginin içinde, teslim olmak bir erdem olsa da, bir sınırı olduğu sürece daha anlamlıydı. Sevdiğiniz kişiye tamamen teslim olmak, onu anlamak ve ona saygı göstermekti, ama bu aynı zamanda kendinizi de unutmak değildi.
Sonuç: Perver Olmak ve Kendini Bulmak
Günlerden bir gün, Kayseri’nin sıcağında arkadaşlarımla dışarıda yürürken, bir yandan bu kelimeyi düşündüm: Perver olmak. Birinin kalbine dokunmak, ona güvenmek, ona olan sevgini tam anlamıyla ifade edebilmek… Ama bu, aynı zamanda kendini kaybetmek değil, bir başka şekilde kendini bulmak demekti.
Evet, perver olmak, aslında sevdiğine her şeyini açmak, ona güvendiğini göstermekti. Ama bunun yanında, sevgi ve güven, insanın kendi sınırlarını tanıyıp, kendini de kaybetmeden, başkalarına duyduğu sevgiyi sunabilmesiydi. Perver olmak, sadece birine teslim olmak değil, aynı zamanda kendine de sadık kalmaktı.
O günden sonra, kalbimdeki o kaybolan boşluğu daha farklı bir şekilde hissettim. Sevmenin ve güvenmenin ne kadar değerli olduğunu, ama bunun bir bedeli olduğunu öğrendim. Şimdi, perver olmak kelimesi benim için yalnızca teslimiyet değil, aynı zamanda sınırların ve kendini bulmanın bir simgesi oldu. Perver olmak, birini sevmek ama aynı zamanda kendi içinde sağlam kalmaktı.
Ve evet, belki de perver olmak demek, birine tamamen teslim olmak değil, onu gerçekten sevmenin gücünü anlamaktı.