Kargocular Saat Kaçta Dağıtıma Çıkıyor?
Kargocular saat kaçta dağıtıma çıkıyor? İşte, her günümüzün bir parçası, hayatımızın en büyük gizemlerinden biri. Bir tarafta kargomun gelmesini bekleyen sabırsız ben, diğer tarafta ise o gizemli kargocu. Hangi saatte geliyor? Ne zaman kapımı çalacak? Üzerinde “en geç bugün teslimat” yazan etiket var, ama o etiketin içinde bile bir belirsizlik var. İşte bu belirsizlik, kargo ve ben arasındaki ilişkideki komik anları doğuruyor.
Kargo Beklemek: Bir Hayat Felsefesi
Bazen sabahları gözümü açar açmaz, “Bugün kargo gelir mi acaba?” diye düşünüyorum. O an, hayatı sorgulamaya başlıyorum. Kargocular saat kaçta dağıtıma çıkıyor? Saat 10:00, ama hala kargo gelmedi. İstediğim elbise, kitap ya da elektronik cihaz hala elime ulaşmadı. Beklemek, bir tür yaşam tarzı olmuş durumda.
Ama bir yandan da, “Acaba kargo şirketi sabah saat 8’de mi başlıyor, 9’da mı, yoksa 10’da mı?” diye kafa yormaktan kendimi alamıyorum. İnsan gerçekten bir anda felsefi bir düşünceye girebiliyor, hele de o an evde yalnızsanız.
> Ben: “Sabah 9’dan önce gelir mi ki acaba? Yoksa 11’e kadar mı bekleyeceğim?”
> İç Ses: “Bir de kargolar gelince ne yapacaksın? Saçma sapan bir şekilde sevinip, tekrar bir şey almak isteyeceksin. Neden bu kadar seviniyorsun?”
Neyse, belki kargo akşam saatlerinde gelir. Bunu düşünerek günü geçirmeye çalışıyorum.
Kargolar ve Hayatın Akışı: Yaşamak İçin Beklemek
Öyle bir durum var ki, mesela kargo gelmeden önce evin her yerini toparlıyorum. Biraz daha temiz olsun diye. Kargo şirketi, kargoyu bırakacak ama senin evin o kadar dağınıksa, biraz utanıyorsun. Kargocu seni “Bunlar acaba nereye gider?” diye düşündürürken, sen de o 5 dakika içinde evdeki dağınıklığı toparlamaya çalışıyorsun.
> Ben: “Şimdi kargocu geldiğinde hiçbir şey dağınık gözükmesin!”
> İç Ses: “Kargo gelene kadar, saat 12’yi bulur zaten. O kadar da büyük mesele değil.”
Bir de, kargoların saatiyle ilgili garip bir durum var: Çoğu zaman 9:00’da dağıtıma çıkan bir kargo, bazen saat 4:00’te evime gelir. Bu bekleyiş, her gün bir adım daha ileri gidip daha fazla saçma bir hale dönüşür. “Saat kaç oldu?” sorusu, hayatımda sayısız kez cevapsız kalmış bir soru.
Kargo Gelmediği Zaman: 45 Dakika Bir Sonsuzluk Gibi
Saat 2:00 olmuş, kargo hala gelmemiş. Yine mi kayboldu? Ya da gerçekten kargo şirketi başka bir gezegende çalışıyor ve buraya sadece zamanla paralel bir şekilde gelmeye çalışıyorlar? Bu ihtimali de düşünmeden edemiyorum. O kadar içimden geçiyor ki, kargoların saati meselesi, tam anlamıyla bir paralel evren düşüncesine dönüşüyor. Beklemek, zamansızlık içinde kaybolmak gibi bir şey.
İç Ses: “Eğer kargo, 3 saat önce gelmiş olsaydı, şu an kahvemi içiyor ve günümü planlıyordum. Ama yok, kargo hala yok. Şimdi beklemekten başka ne yapabilirim ki?”
Bir de şu var: Bir yandan kargoyu beklerken, hayatın kendi akışını da izliyorsun. Ama ne zaman kargo gelsin, tüm dünya sadece o kargo etrafında dönmeye başlıyor. Saatlerce yapılacak işler bir kenara atılıyor, tüm dikkatin o pakette. “Ne var içinde? Acaba başka bir şey mi sipariş etsem? Dur, o zaman gelen kargo ne olacak?” diye düşünmeye başlıyorsun.
“Kargo” Dedikleri Şey, Bir Tür Gerçeklik Sınavı
Beni tanıyanlar bilir, her durumda şaka yapmayı severim. Kargo beklerken de durum farklı değil. Kargo beklerken kendimle dalga geçiyorum, bazen gülerek telefonla arkadaşlarıma söylüyorum:
> Ben: “Abi, şu an kargoyu bekliyorum. O kadar boşum ki, bu bekleyişin sanatsal bir anlamı olabilir mi acaba?”
> Arkadaş: “Ne yapıyorsun, kargoyu beklerken mi felsefe yapıyorsun?”
> Ben: “Evet, kargo gelene kadar bütün hayatımı sorguluyorum. Belki de hiç gelmeyecek!”
İşte, bu şekilde geçiyor zaman. Kargoları beklemek, bir anlamda kendi iç yolculuğuna çıkmak gibi. Ama yine de merak ediyorum: Kargocular saat kaçta dağıtıma çıkıyor? Gerçekten bir zaman dilimi var mı? Yoksa her şey anlık mı? Hayatın akışını takip etmek, insanın bilinçaltını açığa çıkarmasına neden oluyor.
Kargocular Saat Kaçta Dağıtıma Çıkıyor? Aslında Önemli Olan, Beklemenin Kendisi
Sonuçta, kargo ne zaman gelir ya da kargocular saat kaçta dağıtıma çıkıyor, bunlar sadece birer detay. Asıl önemli olan, beklerken kendimizi nasıl hissettiğimiz. Kargo beklerken içimizdeki sabırsızlık, belirsizlik ve bir nevi kaybolmuşluk hissi, bu süreci bir anlamda mizahi bir hale getiriyor. Sonuçta, her kargo bir umut, bir heyecan ama aynı zamanda da bir soru işareti.
O yüzden bir dahaki sefere kargo beklerken, saati bir kenara bırakın ve sadece o anın tadını çıkarın. Kargolar gelir, ama belki de en komik anlar, o kargo gelene kadar geçen zaman dilimindedir.