Kadın Güvenlik Kaç Saat Çalışır? Toplumsal Cinsiyetin Gölgesinde Emek, Nöbet ve Görünmeyen Mücadele
Toplumu anlamaya çalışan bir araştırmacı olarak, bazen bir fabrikanın çıkışında, bazen bir okulun kapısında dururum. İnsanların geçişlerini, bakışlarını, selamlarını gözlemlerim. O anlarda en sessiz ama en dikkatli figürlerden biri hep oradadır: kadın güvenlik görevlisi. Çoğu zaman bir kart basma sesiyle başlayan, geceye kadar süren uzun bir mesainin içindedir. Ama bu mesai sadece bir iş günü değildir; aynı zamanda bir toplumsal direnişin de adıdır.
“Kadın güvenlik kaç saat çalışır?” sorusu bu yüzden yalnızca bir çalışma süresini değil, toplumsal cinsiyet rollerinin iç içe geçtiği bir emek haritasını da anlatır.
Toplumsal Yapının Aynasında Kadın Güvenlik
Türkiye’de özel güvenlik sektöründe çalışma saatleri genellikle 12/24 ya da 8/16 vardiya sistemiyle düzenlenir. Bu, bir kadının günde ortalama 12 saat ayakta, dikkatli ve disiplinli bir biçimde görev yapması anlamına gelir. Ancak sosyolojik açıdan bakıldığında, kadın güvenlik görevlisinin emeği yalnızca bu saatlerle sınırlı değildir.
Kadın, iş yerinde “güvenliği sağlayan” kişi olarak yapı içindeki işlevsel rolü üstlenirken; evde “bakımı sürdüren” kişi olarak ilişkisel rolünü devam ettirir. Bu ikili yük, toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin görünmez biçimlerinden biridir. Erkek güvenlik görevlisi mesaisini bitirip dinlenmeye çekilirken, kadın güvenlik çoğu zaman ikinci bir mesaiye başlar: evin, çocukların, yaşlıların güvenliğini sağlamaya.
Toplumsal Normlar ve Kadının Direnci
Toplumda hâkim olan toplumsal normlar, kadının “yumuşak”, “koruyucu” ve “duygusal” olması gerektiğini öne çıkarır. Ancak kadın güvenlik görevlisi bu kalıpları her vardiyada sessizce yıkar. Çünkü onun işi, fiziksel dayanıklılık, dikkat, otorite ve kararlılık gerektirir.
Bir kadın güvenlik, bir AVM kapısında gece nöbeti tutarken sadece mekânı değil; toplumun kadına biçtiği rollerin dışına çıkan bir kimliği de korur. Bu yüzden onun “kaç saat çalıştığı” değil, “kaç kimlikle” çalıştığı daha derin bir sorudur.
Bu durum sosyolojik olarak, kadının toplumsal yapının içinde hem aktif bir özne hem de pasif bir simge olarak konumlandırılmasının bir örneğidir. Kadın hem güvenliği sağlar hem de güvenliğin sembolü haline gelir.
Cinsiyet Rolleri ve İşlevsel Ayrışma
Erkeklerin işlevsel yapılarda daha çok fiziksel güç, denetim ve otoriteyle özdeşleştiği bir kültürel sistemde; kadınlar, ilişkisel bağlar üzerinden varlık gösterir. Bu, yalnızca güvenlik alanında değil, sağlık, eğitim ve hizmet sektörlerinde de gözlemlenen bir ayrımdır.
Örneğin bir erkek güvenlik görevlisi olay anında fiziksel müdahaleye odaklanırken, kadın güvenlik çoğu zaman iletişim kurarak, yatıştırarak, uzlaşarak güvenliği sağlar. Bu fark, biyolojik değil, toplumsal olarak öğretilmiş bir davranış biçimidir. Yani cinsiyet rolleri, kadın ve erkeğin işlevini değil; toplumun onlardan beklentilerini belirler.
Bu nedenle “kadın güvenlik kaç saat çalışır?” sorusuna yanıt verirken, saatlerle sınırlı bir ölçüm yapamayız. Kadın güvenliğin zamanı, hem görünür hem görünmez emekle doludur.
Kültürel Pratikler ve Dönüşen Kadın Kimliği
Kadın güvenlik görevlilerinin sayısının artması, sadece iş gücü piyasasındaki bir değişim değildir; aynı zamanda kültürel bir kırılmadır. Kadın artık kamusal alanda korunan değil, koruyan konumundadır. Bu dönüşüm, toplumun cinsiyet algısında yavaş ama köklü bir değişimi işaret eder.
Ancak bu değişim hâlâ tam anlamıyla kabul görmemektedir. Kadın güvenlikler kimi zaman “yumuşak görünüm” nedeniyle hafife alınır, kimi zaman “fazla sert” bulunur. Yani kadın, kamusal alanda daima bir denge arayışındadır.
Bu noktada sosyolojik olarak şu soruyu sormak kaçınılmazdır: “Toplum, kadının koruyucu rolünü ne zaman içselleştirecek?”
Belki de bu soru, yalnızca kadın güvenliklerin değil, tüm kadınların toplumsal mücadelesinin özetidir.
Bir Toplumsal Çağrı: Görünmeyen Emeği Görmek
Kadın güvenlik kaç saat çalışır? sorusunun cevabı teknik olarak “12 saat” olabilir; ancak gerçekte bu emek günün her saatine yayılır. Çünkü kadın güvenlik yalnızca görevli değil; anne, eş, kız kardeş, toplumun vicdanı ve sessiz direnişçisidir.
Her vardiya değişiminde bir toplum değişir; her nöbet çıkışında bir algı daha kırılır. Bu yüzden yazıyı bir davetle bitirmek yerinde olur:
“Kendi hayatınızda kadın emeğini nerelerde görmezden geldiniz?”
Belki de toplumun en büyük güvenlik açığı, bu soruya sessiz kalışımızdır.