Çekvalf Olmazsa Ne Olur? Geri Akışın Dramı, Boruların Romanı Bazı konular vardır; yıllardır mutfağımızda, kombimizin içinde, şehrin ana isale hattında başrol oynar ama biz adını bile bilmeyiz. Ben de bugün, kalbimi hızlandıran o mütevazı kahramandan söz etmek istiyorum: çekvalf. “Tek yönlü olsun, hayat kolay aksın,” diyen bir parça… Peki ya çekvalf olmazsa? Gelin bunu rakamlardan çok hikâyelerle, ama yine de mühendislikten kopmadan konuşalım. Kökenler: Su Yürür, Kapak Kapanır İlk pompaların ruhu, bir tür “tek yön” arzusuyla atar. Eski usul pistonlu pompalarda “clack” dediğimiz basit kapakçıklar vardı: su ileri gider, kapak kapanır, geri dönüş yok! Çekvalfin atası sayabileceğimiz bu fikir, yüzlerce…
Yorum BırakKategori: Makaleler
Hele Nasıl Yazılır? Ekonomik Seçimlerin Dili Üzerine Bir Analiz Bir ekonomist olarak her zaman şu ilkeyle düşünürüm: kaynaklar sınırlıdır, seçimler sonsuzdur. Bu ilke yalnızca üretim, tüketim veya yatırım kararlarını değil, düşünme biçimimizi de şekillendirir. “Hele nasıl yazılır?” gibi basit görünen bir soru bile, aslında bir ekonomik akıl yürütme sürecinin metaforu gibidir. Çünkü ekonomi yalnızca sayılarla değil, anlamla; yalnızca mallarla değil, kelimelerle de ilgilidir. Bu yazıda “hele nasıl yazılır” sorusunu, bir yazım kuralı meselesi olarak değil, ekonomik bir perspektiften ele alacağız: piyasa dinamikleri, bireysel tercihler ve toplumsal refah arasındaki görünmez dengeyi anlatan bir düşünce aracı olarak. — Dilde Kıtlık, Ekonomide Kıtlık:…
Yorum BırakSağ Kürek Kemiğinin Altında Hangi Organ Var? Bedenimizi Anlamanın Toplumsal ve İnsanî Yüzü Bazen bedenimizde hissettiğimiz en ufak bir ağrı, yalnızca fizyolojik bir olay değildir; yaşam biçimimizin, stresimizin, kimliğimizin ve hatta içinde yaşadığımız toplumun bir yansıması olabilir. Sağ kürek kemiğinin altında hissettiğimiz bir sızı bile, sadece bir organın habercisi değil; kendimizle kurduğumuz ilişkinin de göstergesidir. Bu yazıda, anatomik bir soruya yanıt ararken, aynı zamanda bedenle kurduğumuz bağın toplumsal ve duygusal yönlerini de birlikte düşüneceğiz. Çünkü sağlık yalnızca biyolojik değil, aynı zamanda sosyal bir meseledir. Bedenin Anatomisi: Sağ Kürek Kemiğinin Altındaki Organlar Öncelikle en temel sorudan başlayalım: Sağ kürek kemiğinin (skapula)…
Yorum BırakHaber Yazısı Nedir? Psikolojik ve Tarihsel Bir Bakış Haber Yazısının Tanımı ve Temel Özellikleri Haber yazısı, bir olayın ya da gelişmenin, genellikle hızlı ve net bir şekilde, kamuoyuna sunulması için yazılan bir metin türüdür. İster gazete, ister internet sitesi olsun, haber yazıları, toplumun bilgi edinmesini sağlayan en önemli araçlardan biridir. Temel amacı, okurlara doğru, tarafsız ve anlaşılır bir şekilde bilgi aktarmaktır. Bu yazılar, gazetecilik etiğine ve yazının kurallarına uygun olarak hazırlanan, genellikle kısa, öz ve etkili metinlerdir. Bir haber yazısının temel özellikleri arasında, 5N 1K kuralı yer alır: Ne, Nerede, Ne Zaman, Nasıl, Neden ve Kim. Bu unsurlar, okuyucunun haberin…
Yorum BırakEuglena (Oglena) Ökaryot mu? Bir Hücrenin Ardındaki Hayat Dersleri Bazı sorular vardır, yalnızca bilimsel bir merakla değil, hayata dair derin bir anlam arayışıyla da sorulur. “Oglena ökaryot mu?” işte o sorulardan biri. Çünkü bu sorunun cevabında yalnızca biyolojinin soğuk verileri değil, ilişkilerin, farklılıkların ve uyumun gizli bir hikâyesi yatar. Gel, sana bu küçük canlı üzerinden büyük bir ders veren bir hikâye anlatayım… Farklılıkların Bir Arada Dansı Derin bir üniversite laboratuvarında, Elif ve Murat aynı projede çalışan iki bilim insanıydı. Elif, insan ilişkilerine önem veren, empatik ve duygusal zekâsı yüksek bir kadındı. Olaylara her zaman “anlam” penceresinden bakardı. Murat ise stratejik…
Yorum BırakGüneş Yılı Esaslı Takvim Kim Tarafından Yapılmıştır? – Zamanı Anlamlandırmanın Psikolojik Derinlikleri Bir psikolog olarak, insan zihninin zamanı nasıl algıladığını anlamak her zaman büyüleyici gelmiştir. “Güneş yılı esaslı takvim kim tarafından yapılmıştır?” sorusu, ilk bakışta tarihsel bir bilgi merakını çağrıştırsa da aslında çok daha derin bir meseleye işaret eder: insanın zamanı kontrol etme arzusu. Çünkü takvim yalnızca günleri değil, insanın varoluşunu düzenleme çabasıdır. Her tarih çizelgesi, zihinsel bir düzen, duygusal bir güvenlik alanı ve sosyal bir uzlaşmanın ürünüdür. Bu yazıda, güneş yılı esaslı takvimin ortaya çıkışını bilişsel, duygusal ve sosyal psikoloji perspektiflerinden ele alacağız. Zamanı Düzenleme İhtiyacı: Bilişsel Psikoloji Açısından…
Yorum BırakEylemek Hangi Dil? Eğitimde Dönüşüm ve Pedagojik Yaklaşımlar Öğrenmenin gücü, sadece bilgi aktarmaktan ibaret değildir; bir kişiyi dönüştürebilir, düşünme biçimini değiştirebilir ve dünyaya bakışını şekillendirebilir. Eğitim, insanın içsel dünyasında derin izler bırakarak onun düşünsel ve duygusal gelişimine katkıda bulunan bir süreçtir. Bu süreç, her birey için farklıdır ve onu etkileyen birçok faktör vardır. Eğitimci olarak benim en büyük amacım, öğrencilerimi sadece belirli bir konuda uzmanlaştırmak değil, aynı zamanda onları daha derin düşünmeye, sorgulamaya ve eyleme geçmeye teşvik etmektir. Peki, öğrenme sürecinde “eylem” nasıl bir dil konuşur? “Eylemek hangi dil?” sorusu, öğrenme teorileri ve pedagojik yöntemlerin ışığında, eğitimde dönüşümün ve bireysel/toplumsal…
Yorum BırakKaplıcalar Nerede Meşhur? Sıcak Suların Ötesinde Toplumsal Cinsiyet, Empati ve Adalet Üzerine Bir Yolculuk Bir kaplıcaya gitmek… kulağa basit bir dinlenme planı gibi gelebilir, değil mi? Oysa sıcak suyun buharı yalnızca bedeni değil, toplumun derinlerinde biriken eşitsizlikleri de görünür kılar. “Kaplıcalar nerede meşhur?” sorusuna coğrafi bir cevap vermek kolaydır: Afyon, Yalova, Kütahya, Sivas, Balıkesir, Erzurum… Ama asıl mesele o sıcak suyun etrafında kurulan sosyal düzen, kimlere nasıl hizmet ettiği ve kimleri dışarıda bıraktığıdır. Bu yazı, kaplıcaların coğrafyasından çok daha fazlasını konuşmak için bir davet. Türkiye’de Kaplıca Kültürünün Coğrafyası Türkiye, yer altı zenginlikleri bakımından dünyanın en önemli jeotermal kuşaklarından biri üzerinde…
Yorum BırakAşağıda, antropolojik bir gezginin meraklı bakış açısıyla kaleme alınmış özgün bir WordPress blog yazısı var: — Kültürler Arasında Gölge: Bir Antropologun Davetkâr Girişi Bir antropolog olarak, insanların göğe baktığında nasıl anlamlar ürettiklerini, göksel olayların toplumsal dokulara nasıl nüfuz ettiğini keşfetmeyi severim. Güneş tutulması gibi kozmik olaylar, insanlığı her çağda büyülemiş, kaygılandırmış, kutsallaştırılmıştır. Farklı toplulukların ritüellerine, sembollerine, inanç sistemlerine bakarken, her kararma anı aslında bir yeniden düzenlenme, kimlik teyidi ya da topluluk ortak bellek inşasıdır. Bu yazıda, “Bir dahaki güneş tutulması ne zaman 20266?” sorusunu antropolojik mercekle ele alacağım: Hem astronomik gerçekçiliği dikkate alarak hem de kültürel yorumları içinde barındırarak. —…
Yorum BırakKanıt Neye Denir? Gerçekten Doğruyu Gösteriyor Mu, Yoksa Sadece Bir Anlatım Mı? Hepimiz bir noktada “kanıt” kelimesini duymuşuzdur. Ama gerçekten neye denir kanıt? Bir görüşü ya da iddiayı haklı çıkarmak için gösterilen herhangi bir şey mi? Yoksa kanıt, doğruluğu tartışılmaz bir gerçek midir? Kanıtı sadece bir gözlem veya veriye dayandırmak, her zaman güvenilir bir sonuç verecek mi? Bu yazıda, kanıtın ne olduğuna dair en yaygın anlayışları ele alacak, zayıf yönlerini ve tartışmalı noktalarını cesurca masaya yatıracağım. Kanıtın Tanımı Üzerine Düşünceler Kanıt, çoğu zaman bir olayın, durumun ya da iddianın doğruluğunu gösterdiği düşünülen her türlü bilgi, veri veya gözlem olarak kabul…
Yorum Bırak