Periyodik Sistemde Metalik Özellik Ne Tarafa Doğru Artar?
Geçen hafta Kayseri’nin o muazzam soğuk havasında, okuldan çıkıp kahvemi alırken aklımda periyodik sistem vardı. Evet, ilginç değil mi? Kim demiş kimyayı sadece derste düşünmemiz gerekiyor diye? İşte o an, bana yıllar önce kimya öğretmenimin “Periyodik tablodaki metallerin özelliklerini hatırlayacak mısınız?” diye sorduğu anı hatırladım. Ama bu sefer, soruyu soran ben oldum. “Metalik özellik ne tarafa doğru artar?” diye kendi kendime sorarken, birdenbire içimde bir şeyler kıpırdamaya başladı. Bu yazıyı yazmaya karar verdim çünkü cevabın gerisindeki duyguyu, o anki hayal kırıklığımı ve heyecanımı anlatmak istedim.
Bir Kimya Dersi, Bir Hayal Kırıklığı
O gün sınıfta, kimya öğretmenimiz periyodik sistemin özelliklerini anlatıyordu. Metalik özelliklerin artış yönünü öğrenmeye çalışırken, her zamanki gibi kafamda binlerce soru vardı. Hep düşünürdüm: “Hani bir gün, bu teorik bilgiler hayatımda bir yere oturacak mı? Gerçekten bu kadar önemli olacak mı?” O gün öylesine dalıp gitmiştim ki, öğretmen bir soruyu yanıtlarken; metalik özelliklerin, sola doğru arttığını söyledi. Cevap o kadar basit, o kadar kesindi ki, içimde büyük bir hayal kırıklığı oluştu. “Gerçekten mi?” diye düşündüm. “Yani periyodik tablodaki metallerin özellikleri sola doğru mu artıyor?” Niye bu kadar önemli diye sorabilirsiniz. Çünkü, bu tür bilgiler bazen insanın hayatındaki sorular gibi olur, bir anlamda cevabın kendisi insanı bir yere yönlendirir. Ama bazen cevabın basitliği, insanı gerçekten hüsrana uğratabiliyor.
Hani o öğretmenlerin, soruları ne kadar basit ve net sorduklarında “O kadar basit ki, bunu herkes bilir” diye düşündüğünüz an vardır ya, işte bu da öyle bir andı. Bu kadar basit bir şeyin, neden hala kafamı karıştırdığını anlayamıyordum. “Sol taraf, yani alkali metaller. Sağ taraf, yani ametaller. Her şeyin bu kadar sade ve net olması beni neden bir türlü tatmin etmiyor?” diye düşündüm. İçimde, sürekli bir “ama” vardı. Kimyadan çok, duygusal olarak bir soruyu anlamaya çalışıyordum, bu beni gerçekten yordu.
Bir Akşamüstü, Periyodik Sistemle Hesaplaşma
Düşüncelerimle boğuşarak evime dönerken, içimdeki heyecanı bir türlü yatıştıramadım. Şehri izlerken, Kayseri’nin o rahatlatıcı havası ve yavaşça gökyüzünde kaybolan güneş, sorularımın üzerine düşen bir ışık gibi hissediliyordu. O kadar garip bir histi ki, sanki Kimya ile değil, duygularımla hesaplaşıyor gibiydim.
O akşam, kahvemi yapıp, oturduğum yerde periyodik sistemin resmini bir kez daha incelemeye başladım. O kadar dikkatli bakıyordum ki, tabloyu her gözümde yeniden çiziyordum. İşin garibi, bu matematiksel sistemin bana hissettirdiği şey, içimde bir şeyleri çözmeye çalışan bir insana ait duygulara benziyordu. Metalik özelliklerin arttığı yön, sola doğru olan bir hareketti. Bu da demek oluyordu ki, bir elementin daha metalik olması için periyodik tablonun sol tarafına doğru yerleşmesi gerekiyordu. Bir metalin özellikleri ne kadar artarsa, o kadar sert, iletken ve reaktif hale geliyordu. Ama o kadar düşündüm ki, birdenbire “Acaba ben de hayatımda da sol tarafa mı yerleşiyorum?” diye düşündüm.
Bir yanda sol tarafa doğru bu artışı görmek, hem kimyanın mantıklı bir yönüydü hem de kendi içimde bir yön arayışını simgeliyordu. Kendimi sol tarafa itmek, daha güçlü, daha dirençli bir insan olma çabası gibiydi. Sanki ben de, bu periyodik sistemdeki gibi, metalik özelliklerimi artırmaya çalışıyordum. O an, fiziksel bir element gibi hissettim. “Sertleşiyor muyum?” diye sordum. “Sertleşmek” bana hep soğuk, duygusuz bir şey gibi gelirdi. Ama belki de bu, büyümenin bir parçasıydı. İnsanlar bazen duygusal olarak sertleşmek zorunda kalabiliyorlar, çünkü hayatta ne kadar güçlüsünüz, o kadar sağlam kalıyorsunuz.
Metalik Özelliklerin Zıt Tarafı: Duygusal Çöküş
Bir yanda “sola doğru artan metalik özellikler” gibi soğuk ve net bir kavram varken, diğer yanda kendimi yumuşak, duygusal, ve kırılgan hissediyordum. Bunu kabul etmek istemedim ama her geçen gün bir şekilde biraz daha sol tarafa doğru çekiliyordum. Duygusal olarak, her şeyin mantıklı olmasını istemek, belki de bir savunma mekanizmasıydı. Bu kadar düzenli, bu kadar belli kurallara dayalı bir sistemin içinde kaybolmak istiyordum. Ama hayat o kadar düzenli değil, değil mi? Sadece periyodik sistemdeki gibi bir düzen var. Hayat, kesinlikle tahmin edilemez. İnsanlar, bazen kimya gibi değişiyor, bazen de içsel bir patlama yaşayıp, yeniden şekilleniyorlar.
Hikayemde olduğu gibi, bazen periyodik tablonun daha sol tarafında olmak, insanı daha güçlü yapabilir ama diğer taraftan da, insanın duygusal olarak ne kadar kırılgan ve hassas olabileceğini de gösterir. Çünkü her metalin, sağlam bir yapısı olsa da, bir yandan da her biri bir şekilde kırılabilir, çatlayabilir. Hangi özellik baskın olur? Ne kadar sertleşirsiniz? Bunu zamanla öğreniyorsunuz. Ama asıl soru şu: Hayatın metalik özelliklerine ne kadar sahip çıkmak istersiniz?
Sonuç: Periyodik Sistem ve Yaşam
Metalik özelliklerin periyodik tablodaki artışı gibi, içsel bir yolculuğa çıktığınızda, kendi özelliklerinizin de artıp azaldığını görebilirsiniz. O gün okuldan eve dönerken düşündüğümde, metalik özelliklerin artışı kadar, insanın kendi içindeki değişim süreci de ilginçti. Belki de, bu kadar soğuk, net ve mantıklı bir sistemde bile, insanın hissettikleri çok daha karmaşık. Kimya sınıfındaki hayal kırıklığım, aslında hayatın da ne kadar karmaşık olduğunu bana hatırlatıyordu. İnsan ne kadar sertleşmeye çalışsa da, her bir içsel çatlama, kırılma noktası, ona yeni bir yol açıyordu.
Periyodik sistemin metalik özellikleri gerçekten de sola doğru artıyorsa, belki de bizler de içsel olarak bir şekilde, zamanla bu yönelimle ilerliyoruz. Ama en önemli şey, bu yolculukta, kendimize ne kadar izin verdiğimiz ve hayatın bu özellikleriyle ne kadar barış içinde olduğumuz.