Cumhuriyet Yönetiminde Ülkeyi Kim Yönetiyor?
Bir Kayseri Sokak Akşamı: Düşüncelerle Yüzleşme
Bir akşam Kayseri’nin o meşhur dağ rüzgarı eserken, evde yalnızdım. Birkaç gün önce okuduğum bir haber, aklımdan çıkmak bilmiyordu: “Cumhuriyet yönetiminde ülkeyi kim yönetiyor?” Bu soruyu ilk defa o gün, yaşadığım küçük bir anla daha derinden hissettim. Birçok geceydi, yalnız başıma bilgisayarımın başında düşüncelerle boğulurken, o kadar net hissettim ki: Her şeyin değişmesi gerektiğini. Cumhuriyetin bize sunduğu özgürlüklerin ve hakların bazen ne kadar soyut olduğunu düşündüm. O anın bana sunduğu hisler karmaşıktı; belki de anlamaya çalıştığım o derin soruya, içimde bir cevap arıyordum.
Kayseri’de, taş sokaklarda yürürken genelde zihnimde felsefi sorularla dolu bir hal alırım. O gün de onlardan biriydi. O kadar etkilendim ki, “Cumhuriyet yönetiminde ülkeyi kim yönetiyor?” sorusu, aklımı kurcalamaktan öteye geçip kalbimi sarmaya başlamıştı.
Hayal Kırıklığı ve Umut: Cumhuriyetin Sahipleri
Erken yaşlarımda annemle, babamla hep konuştuğumuz, devletin, halkı en iyi şekilde nasıl yönettiği üzerine hep bir şeyler söylenirdi. Cumhuriyetin ne olduğunu, nasıl kurulduğunu; Atatürk’ün halkı nasıl kendine örnek aldığını o kadar çok duydum ki, o yılları büyük bir coşkuyla anıyordum. Lise yıllarında da, hep “Cumhuriyet” derken, gözlerimde bir ışık yanıyordu. Bir şeyleri daha iyi anlamak, daha doğru olmak istiyordum.
Ama o gün Kayseri’nin o akşam rüzgarı arasında, derin derin düşündüğümde hissettim ki, bu ülkede her zaman halkın istediği gibi yönetim olmuyor. Cumhuriyetin ilk yıllarındaki umut, bir yandan yok olmuş gibi hissettiriyordu. O yıllarda köy köy, kasaba kasaba yapılan devrimler, eğitim seferberlikleri, kadınların haklarını kazanmaları, bilimin ışığında bir toplum inşa etme hedefi çok güzeldi. Ama şimdi, bu ülkede ne oldu? Bu kadar büyük bir mirasın, bu kadar değerli bir geçmişin üstü toprakla örtülür gibi oldu.
Bir Anlık Flaş: Kim Yönetiyor, Gerçekten?
Bir gün arkadaşım Elif’le kahve içiyorduk. Gözleriyle bana bakarken, “Sence bu ülkede gerçekten Cumhuriyet yönetimi var mı?” diye sormuştu. Şaşırdım. Hızla aklımda dönüp durmaya başlayan binlerce soruyu tek bir kelimeyle özetlemişti. “Gerçekten kim yönetiyor?” diye sormamıştım hiç. Ama o an, Kayseri’nin sokaklarında ilerlerken, hissettiğim boşluk o kadar büyüdü ki… Evet, Cumhuriyet var ama kim yönetiyor? Bu sorunun cevabı ne?
Bundan yıllar önce, cumhuriyetin ilk yıllarındaki o büyük heyecanı hatırlıyorum. O zamanlar ülke, halkın iradesiyle şekilleniyordu. Ancak zamanla, bu iradenin farklı odaklarla kontrol edilmeye başladığını düşünüyorum. Kimi zaman siyasetin, kimi zaman medyanın, kimi zaman da ekonomik baskıların oyunu, cumhuriyetin halk için kurduğu dengeyi bir kenara bırakmış gibi hissettirdi bana. O an, gözlerim Elif’e odaklanırken, içimde bir boşluk vardı; hem hayal kırıklığı hem de bir umudu kaybetmiş olmanın burukluğu.
Düşüncelerim ve Gerçek: Halk mı, Yoksa Başkaları mı?
O gün evime dönerken Kayseri’nin dar sokaklarında yürüdüm. Birçok düşünceyi zihnimde tarttım. Gerçekten, bir halkın iradesiyle bir ülkede yönetim şekillenir mi? Yoksa başka güçler, gizli güçler mi ülkeyi yöneten kişi haline gelir? O an hissettim ki, bu sorunun cevabını bulmamız gerekiyor. Çünkü Cumhuriyetin temeli, halkın iradesine dayanıyordu. Ancak ne yazık ki, halkın gerçek iradesi çoğu zaman ne yazık ki sesi duyulmadan kayboluyor.
Toplum olarak bu soruyu kendimize sormamız gerek: “Kim yönetiyor?” Eğer Cumhuriyetin temellerine bakarsak, halkın kendisi, kendi özgür iradesiyle kararlar verir. Ama bu kararların çoğu zaman ekonomik ve siyasi çıkarlar uğruna yozlaştığı bir gerçek. Bu toplum, kendi kimliğini ve haklarını savunmalı, yoksa gerçekten kimseyi dinlemeden büyük değişimlerin yaşandığı bir dönem başlayacak.
Sonuç: Bizim Sesimiz, Bizim Geleceğimiz
Bir Kayseri akşamında, yalnız başıma yürürken, içimdeki karmaşık duygularla birlikte bir gerçeklikle yüzleşmiştim. Cumhuriyet yönetiminde kimseyi suçlayacak ya da eleştirecek kadar kolay değil. Çünkü ne olursa olsun, bu Cumhuriyet halkın kendi iradesiyle şekillendi. Ama yıllar geçtikçe, bu iradenin nasıl yönlendirildiği, kimlerin “gerçekten” yönetiminde olduğu sorusunun cevabını bulmaya başladım. Belki de bu sorunun cevabını hepimizin birlikte bulmamız gerek.
Şimdi, Kayseri’nin sokaklarında bir akşam yürürken, aklımdan tek bir şey geçiyor: Geleceği biz şekillendireceğiz. Cumhuriyetin temellerini atarken halkı kimseye boyun eğdirmemek için kurdu, ancak bu soruyu sorarken bizler de buna cevap vermek zorundayız. Hep birlikte sesimizi duyuracak, kendi ülkemizi hep birlikte yöneteceğiz.