Ağzımız Kapalıyken Dişlerimiz Birbirine Değmeli Mi?
İstanbul’da bir ofis ortamında çalışmak, bazen öyle anlar yaratıyor ki, en basit şeyler bile gözümüze batabiliyor. Mesela geçen gün, bilgisayarımın başında otururken fark ettim ki, neredeyse tüm gün boyunca dişlerim birbirine değiyor. Hani o tipik diş sıkma durumu. Bunun normal olup olmadığını düşündüm birden, belki de gündelik yaşantımızda sürekli kullandığımız ama fazla üzerinde durmadığımız bir konuya dair kafa yormaya başladım: Ağzımız kapalıyken dişlerimiz birbirine değmeli mi? Bu, basit gibi görünen bir soru ama işin içinde gerçekten de düşündürücü pek çok şey var.
Geçmişten Günümüze: Diş Sıkma Alışkanlığı
Çocukken hatırlıyorum, annem sürekli dişlerimi sıkmamam gerektiğini söylerdi. “Ağzını kapat ama dişlerini sıkma,” derdi. O zamanlar bu kadar önemli olduğunu anlamamıştım. Yine de çocukluk yıllarında dişlerimi sıkmanın, bana bir tür rahatlık sağladığını hissediyordum. Sonra büyüdükçe, ofisteki yoğunluk, stres ve kişisel hayatımın getirdiği gerilimle bu alışkanlık gittikçe artmaya başladı. Bilmeden, ağzım kapalıyken sürekli dişlerimi sıkmak, bir tür kaçış gibi hissediyordum. Ama bu gerçekten sağlıklı mıydı? Dişlerim birbirine değmeli miydi? Hem fiziksel, hem de ruhsal açıdan nasıl bir etkisi vardı?
Ağzımız Kapalıyken Dişlerimiz Birbirine Değmeli Mi? Sağlık Açısından Ne Anlama Geliyor?
Şimdi biraz daha bilimsel bir açıdan bakalım. Dişlerimiz birbirine değmesi, aslında ağız kapalıyken normalde olmaması gereken bir şey. Diş hekimleri, ideal diş kapanışı için üst ve alt çenede belirli bir hizaya işaret ederler. Bu hizalama, çene kaslarının rahat çalışmasını, yüz kaslarının dengeli olmasını sağlar. Eğer dişler sürekli birbirine değerse, bu çene kaslarını gereksiz yere zorlar. Yani dişler arasında bir temas olmalı, ama bu temasın sürekli olması gerekmez. Sadece yutkunma ya da çiğneme gibi fonksiyonel hareketlerde dişler birbirine dokunur, diğer zamanlarda değil.
Peki ya dişlerimizi sıkmak? İşte o zaman işler biraz karmaşıklaşır. Dişleri sıkmak, yani bruksizm, hem dişlere hem de çeneye ciddi zararlar verebiliyor. Dişlerimiz birbirine değdiğinde, bu sürekli baskı uzun vadede diş minesi aşındırmasına, çene ağrılarına, hatta baş ağrılarına yol açabiliyor. Bunu ben de zaman zaman hissediyorum. Bir anda başımda, çenemden gelen o kasılmaların oluşturduğu ağrıyı fark ediyorum ve o an, dişlerimi sıkmadığımda daha rahat olduğumu düşünüyorum. Ama stresin etkisiyle, farkında bile olmadan dişlerimi tekrar sıkmaya başlıyorum.
Günlük Yaşamda Karşımıza Çıkan Etkiler
İstanbul’un koşturmacasında, günün çoğu saatini ofiste geçiriyorum. Yeri geliyor bir rapor yazarken, yeri geliyor bir telefon görüşmesi yaparken, farkında olmadan dişlerimi sıkıyorum. Çene kaslarım gergin ve sürekli bir gerilim içinde olduğumu hissediyorum. Sonra, bir gün sabah kahvemi içerken, aynada dişlerimi inceledim. Minemde bazı aşınmalar vardı. Yavaşça fark ettim ki, bu alışkanlık, sadece dişlerime değil, yüzümdeki kaslara da zarar veriyordu. Çene kaslarım sürekli olarak gerilmişti ve bu da baş ağrılarına neden oluyordu.
Bir de insanların psikolojik faktörleri devreye giriyor. Çevremde sıkça gördüğüm bir şey var: stres, korku ve kaygı, diş sıkmayı tetikliyor. Kendim de böyleyim. Stresli bir iş toplantısı sonrası, ya da kişisel hayatımda bir sıkıntı olduğunda, bir bakıyorum ki dişlerim birleşmiş. O an farkında olmadan dişlerimi sıkıyor oluyorum. İçsel bir rahatlama arayışı gibi bir şey. Fakat bunun bana yarardan çok zararı oluyor. Dişlerin birbirine değmesi, bir noktadan sonra vücudu gereksiz yere yoran bir alışkanlığa dönüşüyor.
Yavaşça Düzelttiğim Alışkanlıklar
Son birkaç aydır, bu durumu gözlemleyip değiştirmek için bir şeyler yapmaya başladım. İlk adım, bilinçli olarak dişlerimi sıkmamaya çalışmak oldu. Her gün birkaç dakikalığına kendimi izliyorum, dişlerimi sıktığımda, hemen fark edip rahatlatıyorum. Duygusal bir rahatlama için o anda başvuracağım bir başka yöntemi tercih ediyorum. Bunun yanı sıra, diş hekimime de danıştım. O, dişlerin ağzımız kapalıyken birbirine değmemesinin en sağlıklısı olduğunu söyledi. Kaslarımın dinlenmesi, dişlerimin zarar görmemesi için her gün rahatlatıcı egzersizler yapmam gerektiğini de ekledi. Başlangıçta biraz zorlayıcıydı ama sonrasında alışmaya başladım.
Gelecek Nesillere: Bilgili Bir Ağız Sağlığı
Belki de bu konuda daha fazla şey öğrenmek, hayatımıza dahil edebileceğimiz önemli bir adım olabilir. Gelecek nesillerin, diş sağlığı konusunda daha bilinçli olması gerektiğini düşünüyorum. Artık daha fazla insan, sağlıklı yaşam biçimleri ve diş bakımı hakkında bilgi sahibi. Bilgi, güçtür değil mi? Eğer daha önce fark etmeyip dişlerimizi gereksiz yere sıktıysak, şimdi bu durumu düzeltmek elimizde. Hem zihinsel hem fiziksel rahatlık için doğru alışkanlıklar edinebiliriz.
Sonuç Olarak
Ağzımız kapalıyken dişlerimizin birbirine değmemesi gerektiği gerçeği, aslında basit bir şey gibi görünse de, çok önemli. Hem diş sağlığımızı korumak hem de stresli hayatımızda çene kaslarımızı gereksiz yere yormamak için bu alışkanlıkları değiştirmek önemli. Benim gibi stresli anlarda farkında olmadan diş sıkanlardan biriyseniz, belki bu yazı biraz farkındalık yaratabilir. Biraz dikkat, biraz rahatlama ve doğru alışkanlıklarla, sağlıklı bir ağız yapısına sahip olabilirsiniz. Ne de olsa, her şey bir alışkanlık meselesi, değil mi?